SAHİH-İ MÜSLİM

Konular        Numaralar  

İMAM NEVEVİ ŞERHİ

111 - 114 NOLU HADİS İÇİN

 

(Bu baptaki rivayetler ve aralarındaki farklılıklar)

 

(111) Müslim (rahimehullah) dedi ki: "Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr el-Hemdtlnl tahdis etti ... İslam beş temel üzerine bina edilmiştir ... "

 

(112) İkinci rivayette ise: "İslam beş temel üzerine bina edilmiştir. Allah'a ibadet edilmesi ve onun dışındakilerin inkar edilmesi. .. "

 

(113) Üçüncü rivayette: "İslam beş temel üzerine bina edilmiştir. Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ... " diye.

 

(114) Dördüncü rivayette: "Bir adam Abdullah b. Ömer (r.a.)'a ... dedi ... " şeklinde rivayet edilmiştir.

 

Bu başlıkta sözkonusu olan birinci rivayetin isnadında yer alan ravilerin tamamı Kufelidir. Abdullah b. Ömer (r.a.) müstesna, o Mekki, Medeni' dir.    "el-Hemdani" nispeti ise sakin mim ve dal harfi iledir. Bunu bu şekilde zapt etmek (harekesini belirtmek) ihtiyat ve açıklanmanın tamamlanması içindir yoksa bunun böyle olduğu meşhur ve bilinen bir husustur. Aynı zamanda fasılların sonlarında da Buhari ve Müslim'in Sahihlerinde bulunan bu şekildeki nispetin tamamının mim harfi sakin ve dal ile "Hemdanı" şeklinde olduğunu belirtmiş bulunmaktayız.

 

"Hayyan" ismi ha' dan sonra alttan iki noktalı ye iledir. Yine önceki fasıllarda bu şekildeki hattın nasıl harekeleneceği de açıklanmış idi.

 

Ebu Malik el-Eşcai ikinci rivayette (112) adı verilmiş bulunan Sa'd b. Tarık'tır, babası sahabidir.

Metindeki lafızların zaptına gelince, birinci ve dördüncü rivayet yolunda (111 ve 114) "beş" anlamındaki lafız sonunda yuvarlak te ile (...) diye yazılmıştır. İkinci ve üçüncü yollarda (112 ve 113) he'siz olarak C.r~) şeklindedir. Mutemet bazı asıl nüshalarda dördüncü rivayet yolunda da he'sizdir. Her iki şekil de doğrudur. He ile rivayetten kasıt "beş esas yahut şey ve benzeri bir lafız" takdirine göredir. He'siz rivayetine göre ise "beş haslet yahut beş temel, direk yahut dayanak" ve benzeri kelimeler takdir edilir. Allah en iyi bilendir.

 

Haccın önce ve sonra anılması meselesine gelince, birinci ve dördüncü rivayette önce oruç sözkonusu edilirken, ikinci ve üçüncü rivayetlerde hac daha önce zikredilmiştir.

Diğer taraftan ilim adamları haccı öne alan adama -sözünü ettiğimiz iki rivayet yolunda görüldüğü gibi- kendisi de böyle rivayet etmiş olmakla birlikte tepki göstermesi hususunun açıklanması ile ilgili olarak ilim adamları farklı açıklamalar yapmışlardır. -Yüce Allah en iyi bilendir- ama daha güçlü görünen İbn Ömer'in bu hadisi Nebi (s.a.v.)'den iki defa dinlemiş olmasıdır. Bunların birisinde haccı önceden sözkonusu ederken, diğerinde ise orucu önceden sözkonusu etmiştir. Kendisi de iki ayrı zamanda her iki şekilde rivayet etmiş bulunmaktadır. Adam ona cevap vererek farklı bir hatırlatmada bulununca İbn Ömer: Bilgi sahibi olmadığın hususlarda karşı çıkma ve bilmediğin bir şeyi söyleyerek de itiraz etme. Kesin olarak bilmediğin herhangi bir hususu eleştirmeye kalkışma. Aksine rivayette oruç önce zikredilmiştir ve ben bunu Rasulullah (s.a.v.)'den böylece dinledim diye cevap vermiştir. Bununla birlikte onun bu şekilde cevap vermesi de öbür şekli işitmediği anlamına gelmez

 

İbn Ömer'in bunu iki defada her birisini ayrı bir şekilde dinlemiş olması -belirttiğimiz gibi- ihtimaldir. Daha sonra adam ona karşı soru sorunca kabul etmediği şekli de rivayet etmiş olduğunu unutup, ona karşı çıkmış olabilir. Bu hususta bu iki ihtimal tercih edilen açıklama şekilleridir.

 

Şeyh Ebu Amr b. es-Salah (r.a.) dedi ki: İbn Ömer (r.a.)'ın hadisi Rastılullah (s.a.v.)'den dinlemiş olduğu şekilde korumaya çalışması, aksinin rivayetini yasaklaması, aradaki "vav" harfinin sıralamayı ifade etmek için kullanıldığını söyleyenler için uygun bir delil olabilir. Şafii fukahasının çoğunluğunun ve istisnai olarak da bazı nahivcilerin kanaati budur. Tercih edilen ve cumhurun kanaati olan vav harfinin öyle bir sıralamayı gerektirmediğini söyleyenlerin lehine olmak üzere şöyle diyebilirler: Bu şekilde cevap vermesi vav harfinin sıralamayı gerektirdiğinden dolayı değildir. Aksine ramazan orucunun farz olduğu hükmünün hicretin ikinci yılında inmiş olmakla birlikte hac farizasının altıncı yılda inmiş olmasındandır. Hatta dokuzuncu yılda farz olduğu dahi söylenmiştir. O halde önce farz kılınmış olanın daha sonra farz kılınmış olana göre öne alınarak anılması hakkıdır. İşte İbn Ömer (r.a.)'ın bu hassasiyeti bundan dolayıdır.

 

Haccın önce zikredildiği rivayete gelince, sanki bu rivayeti mana yoluyla rivayeti kabul eden ve birincisini ya da daha önemli olanı dilde yaygın görüldüğü şekliyle sonradan bırakma kanaatini kabul eden bir kimsenin yaptığı bir tasarruf gibi görünüyor. İşte o da bu ibarede takdim ve tehir suretiyle bundan dolayı tasarrufta bulunmuştur ama bununla birlikte onun İbn Ömer (r.a.)'ın böyle bir işi yasakladığını duymamış olduğu da sözkonusu olmalıdır. Bunu kavramak gerekir çünkü bu ben başkalarının açıkladığını görmediğim açıklanması zor (müşkil) hususlardan birisidir. -Şeyh Ebu Amr b. es-Salah'ın ifadeleri burada sona ermektedir.-

Ama onun bu söylediği iki bakımdan zayıftır. Birincisine göre her iki rivayet de sahihte sabit olmuştur, her ikisi de mana itibariyle sahihtir. Açıkladığımız üzere aralarında da aykırılık yoktur. Bu sebeple bu iki rivayetten birisini iptal etmek caiz olmaz. İkincisi bu gibi hallerde takdim ve tehir ihtimali kapısını açmak (11178) raviler ve rivayetler hakkında ileri bir tenkittir çünkü böyle bir kapı açılacak olursa pek azı dışında bizim rivayetıere güvenimiz kalmaz. Bunun batılalduğu ve doğuracağı kötü sonuçlar kalbinde hastalık bulunanların da buna sıkı sıkıya sarılacağı ise açıkça ortadadır. Allah en iyi bilendir.

 

Şunu da bilelim ki, Ebu Avane el-İsferayini'nin "el-Muharrac ala Sahihi Müslim ve Şartih" adlı eserindeki rivayetinde Müslim'de adamın İbn Ömer' e söylediği haccı öne alan sorusunun aksi zikredilmiştir. Oradaki rivayete göre İbn Ömer (r.a.) adama: Ramazan orucunu benim Rasulullah (s.a.v.)'den duyduğum gibi en sonuncuları olarak say, demiştir. Şeyh Ebu Amr b. es-Salah (rahimehullah) dedi ki: Bu rivayet Müslim'in rivayeti karşısında duramaz. Derim ki: Bunun da sahih olma ihtimali vardır. Bu meselenin de iki farklı adamın başından iki defa geçmiş olma ihtimali bulunmaktadır. Allah en iyi bilendir.

 

Dördüncü rivayette iki şahadetten yalnızca birisini zikretmekle yetinmesine gelince, bu ya ravinin dışındaki diğer hafızların tespit ettiği ikinci şahadeti kendisinin hazfetmesi suretiyle bir taksiridir yahut rivayet aslı itibariyle muhtemelen böyle gelmiştir. Bu şekilde hazf ise çoğunlukla iki karineden birisi ile yetinilmesi ve zikredilenin hazfedilen diğerine delaleti dolayısıyla olur. Allah en iyi bilendir.

 

(111): "Allah'ın tevhid edilmesi" anlamındaki buyruk ye harfi ötreli, ha harfi fethalı, edilgen bir kiptir. İbn Ömer (r.a.)'a haccın öne alınması ile ilgili soru soran kişinin ismi ise Yezid b. Bişr es-Seksekl'dir. Bunu Hafız Ebu Bekr el-Hatib el-Bağdadi "el-Esmau'l-Mübheme" adlı kitabında belirtmiştir.

 

(114) "Gazaya çıkmaz mısın?" anlamındaki fiil, muhatap kip için te harfi iledir. Bununla birlikte sonunda vav harfinden sonra elif ile yazılması da mümkündür. Birinci yazılış önceki (mütekaddimun) yazıcıların görüşüdür, ikincisi ise bazı müteahhirlerin görüşüdür. Daha sahih olanı da odur. Bu ikisini İbn Kuteybe "Edebu'l-Katib" adlı eserinde zikretmiştir.

İbn Ömer'in ona: "İslam beş temel üzerine bina edilmiştir" hadisi ile cevap vermesine gelince, göründüğü kadarıyla bunun anlamı şudur: Gazaya çıkmak muayyen olarak her kişi için bir gereklilik değildir çünkü İslam beş temel üzerine bina edilmiştir ve gazaya çıkmak bunlardan birisi değildir. Allah en iyi bilendir.

 

Diğer taraftan bu hadis dini bilmek hususunda pek büyük bir asıl dayanaktır, bu hususta din ona dayanır ve bu hadis dinin rükünlerini bir arada toplamış bulunmaktadır. Allah en iyi bilendir.